Türkiye’deki nüfusun yüzde 1’e yakını Hepatit C virüsü taşıyor
- Bahar aylarında aort yırtılması riski artıyor - 13 Nisan 2026
- Demir eksikliği mi yoksa bahar yorgunluğu mu? - 12 Nisan 2026
- Türkiye kendi kanser ilacını dünyaya kazandırmaya hazırlanıyor - 6 Nisan 2026
Türkiye’de hepatit C ile mücadele devam ederken, Viral Hepatitle Savaşım Derneği’nden Prof. Dr. Fehmi Tabak, nüfusun yüzde 0,5 ile yüzde 1’inin Hepatit C virüsü taşıdığına dikkat çekti.
![]()
Karaciğer hastalığı tedavisinin Avrupa’da en yüksek standartlara ulaşması için çalışmalarını sürdüren Avrupa Karaciğer Hastaları Birliği (ELPA-European Liver Patients’ Association), kan yoluyla bulaşan ve erken teşhis edilmezse siroz ve ölümle sonuçlanabilen hepatit C hastalığını tüm yönleriyle ele almak üzere özel bir toplantı serisi düzenledi.
Toplantıya Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN), Pozitif Yaşam Derneği, Bağımsız Yaşam Derneği, Talasemi Dayanışma Derneği gibi kuruluşlardan temsilciler ile hekim derneği üyeleri, vakıf temsilcileri ve Adalet Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası İlaç Daire Başkanlığı, İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi, Yeşilay, Kızılay ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilileri katıldı.
Toplantıda hepatit C ile mücadele için global hedefler, ülkemizde Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Türkiye Viral Hepatit Önleme ve Kontrol Programı kapsamında gerçekleştirilen farkındalık, virüs bulaşının engellenmesi ve hastalık yükünün azaltılması konusundaki çalışmalar değerlendirildi. Multidisipliner yaklaşım için gereken adımlara yönelik fikir paylaşımında bulunulan toplantıda başarılı uygulamaların örnek alınması ve yaygınlaştırılması amacıyla Avrupa ülkeleri arasında iş birliği sağlanması amaçlandı.
“Viral hepatitle mücadelede sivil toplumun rolü çok önemli”
Hepatitle Yaşam Derneği (HEPYAŞAM) Başkanı Hilal Ünalmış Duda, şunları dile getirdi:
“Viral hepatitlerin toplum sağlığı açısından oluşturduğu sorunun ortadan kaldırılmasında; önleme çalışmaları ve mahkumlar, uyuşturucu madde bağımlıları ve göçmenler gibi yüksek riskli gruplar için taramalar ve tedavinin yaygınlaştırılması en önemli başlıklardır.”
Duda, hastalık yönetimini kolaylaştırmak ve hastaların teşhisi için hastane kayıt sistemlerine erken uyarı sistemlerinin entegre edilmesi, bunlar aracılığıyla tüm branşlarda anti-HCV testi sonucu pozitif olan hastaların bir enfeksiyon ya da gastroenteroloji hekimine yönlendirilmesinin önemine vurgu yaptı.
“Konu ile ilgili paydaşları aksiyona davet ediyoruz”
ELPA Proje Yöneticisi Julio Burman da, ELPA Home programı hakkında bilgi vererek, şu açıklamalarda bulundu:
“DSÖ raporuna göre dünyada 71 milyon kişide kronik hepatit C enfeksiyonu olduğu tahmin ediliyor. Aynı rapora göre 2015 yılında 1 milyon 340 bin kişi viral hepatitlere bağlı gelişen siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. 2016 yılında, 2030 yılına kadar yeni viral hepatit vakalarında %90 ve viral hepaitilere bağlı ölümlerde %65 azalma sağlamayı hedefleyen DSÖ Global Sağlık Stratejisi hazırlanmış ve Türkiye’nin de yer aldığı 69. Dünya Sağlık Asamblesi’nde oy birliğiyle kabul edilmiştir. Türkiye’de hepatit C hastalığının ortadan kaldırılmasına yönelik önemli adımların atıldığını görmek mutluluk verici.”
Farkındalığın artırılması ve tedaviye erişiminin sağlanması önemli
Viral Hepatitle Savaşım Derneği’nden Prof. Dr. Fehmi Tabak ise Türkiye’deki nüfusun %0,5 ile %1’inin hepatit C virüsü taşıdığına dikkat çekti.
Prof. Dr. Tabak, “Türkiye, viral hepatit ile ilgili ulusal önleme ve kontrol programı ile halk sağlığı açısından çok büyük ve önemli bir adım atmıştır. 2018-2023 yıllarına yönelik program sayesinde, viral hepatitlere karşı ülkemizdeki mücadele daha planlı, daha ölçülebilir ve daha izlenebilir hâle gelmiştir” dedi.
Ülkemizde 2012-2016 yılları arasında gerçekleştirilen karaciğer nakillerinin yarısından fazlasını, viral hepatitlere bağlı karaciğer yetmezliklerinin oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tabak, “Hastalığın ileri evrelere kadar genelde belirti vermeden sessiz seyretmesi nedeniyle çoğunlukla tesadüfi olarak tanı alan hastaların, bir an önce tedaviye yönlendirilmesi; yüksek bulaş riski taşıyan grupların da tespit edilip değerlendirilmesi ve süreç boyunca düzenli takibinin yapılması sağlanmalıdır. Özellikle “kayıp hasta” diye tabir ettiğimiz hasta grubunun tedaviye erişimi için hastanelerde geçmiş tarihlere dönük olarak labaratuvar verilerinin viral hepatitlere yönelik analiz edilmesi önemlidir. Bu gibi bilimsel çalışmaların ülke geneline yayılması adına insan kaynağı desteği de gerekmektedir” dedi.