Kapalı reflü ameliyatı ile şikayetlerin yüzde 90’ı ortadan kalkabiliyor!
- Yapay zekaya sorarak ilaç alınır mı? - 12 Ocak 2026
- Egzersiz, depresyon tedavisinde terapiye rakip olabilir - 11 Ocak 2026
- Kalp krizi ve felç “aniden” ortaya çıkmıyor - 11 Ocak 2026
Toplumda her 7 kişiden birini etkileyen reflü hastalığı, göğüs arkasında yanma, ağza acı su gelmesi, öksürük ve ses kısıklığı gibi şikayetlerle yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.
Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Anıl Ergin, ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda laparoskopik (kapalı) reflü ameliyatı ile kalıcı sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.
1 Milyar İnsan Reflüden Mustarip
Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşan yaygın bir hastalık. Doç. Dr. Anıl Ergin, “Reflünün global görülme oranı yüzde 14–15 civarında, yani yaklaşık 1 milyar insan bu hastalıktan muzdarip” dedi.
Hastalığın belirtileri arasında yutma güçlüğü, göğüs arkasında yanma, ağza acı su gelmesi, inatçı öksürük, ses kısıklığı ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonları bulunuyor.
Doç. Dr. Ergin, “Tedavide öncelikle mide asidini baskılayan ilaçlardan yararlanıyoruz. Ancak uzun süreli ilaç kullanması gereken genç hastalarda, yemek borusunda ciddi hasar olanlarda veya büyük mide fıtığı bulunanlarda cerrahi tedaviyi öneriyoruz” diye konuştu.
Kapalı Reflü Ameliyatının Avantajları
Reflü hastalığının temel nedeni, yemek borusunun alt kısmındaki kapakçığın görevini yapamamasıdır.
Doç. Dr. Ergin, laparoskopik yöntemin açık cerrahiye göre pek çok avantaj sunduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Ameliyatın mantığı, işlevini kaybetmiş olan yemek borusu alt kapakçığının yerine yenisini yapmaktır. Diyaframdaki açıklığı daraltıp mide fıtığını onarıyor, midenin üst kısmını yemek borusunun etrafında sararak yapay bir kapak oluşturuyoruz. Kapalı yöntem sayesinde hastanede kalış süresi 1-2 güne iniyor, ağrı az oluyor ve iyileşme süreci belirgin şekilde hızlanıyor.”
Doğru Hasta Seçimi Başarıyı Artırıyor
Cerrahi tedavinin başarısında doğru hasta seçimi kritik rol oynuyor.
Doç. Dr. Ergin, “Ameliyatı, yemek borusunda ileri derecede hasar (Los Angeles C ve D) bulunan, ilaca rağmen şikayetleri süren, büyük mide fıtığı olan veya uzun süre ilaç kullanmak istemeyen hastalara öneriyoruz” dedi.
Eskiden uygulanan tam sarma (Nissen) yöntemi yerine artık kısmi sarma yapıldığını ifade eden Ergin, bu sayede yutma güçlüğü, gaz ve şişkinlik gibi yan etkilerin azaldığını, hastaların yaşam kalitesinin hızla arttığını söyledi.
“Ameliyat sonrası hastaların yüzde 90–95’inde göğüs yanması, ağza acı su gelmesi, kronik öksürük ve ses kısıklığı tamamen ortadan kalkıyor.”
Ameliyat Öncesi Detaylı Tetkik Şart
Doç. Dr. Ergin, ameliyat öncesi detaylı değerlendirme yapılmasının önemine vurgu yaptı:
“Her hastada mutlaka endoskopi, pH metre (asit ölçümü) ve manometri (basınç ölçümü) yapıyoruz. Eğer yemek borusunda hareket bozukluğu varsa, yapılacak ameliyat ciddi sorunlara yol açabilir. Cerrahi kararı bu üçlü değerlendirmenin ardından veriyoruz.”
Yaşam Kalitesinde Belirgin Artış
Laparoskopik reflü ameliyatı sonrası hastaların bir hafta içinde sosyal yaşama, bir ay içinde tamamen normal hayatlarına dönebildiğini belirten Doç. Dr. Ergin, uzun vadede reflüye bağlı şikayetlerin büyük oranda azaldığını söyledi.
“Ameliyat sonrası gece uykusunu bölen reflü atakları büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Ayrıca reflünün yol açtığı doku hasarı ve yemek borusu kanseri riski de önemli ölçüde azalıyor.”
Reflü Belirtileri ve Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
Göğüs arkasında yanma veya ekşime
Ağıza acı su gelmesi
Gece öksürük ve boğazda yanma
Yutma güçlüğü veya ses kısıklığı
Bu şikayetlerin üç haftadan uzun sürmesi durumunda gastroenteroloji veya genel cerrahi uzmanına başvurmak öneriliyor.