Horlayan, ”dinleyeni” tansiyon hastası yapıyor…
- Fibromiyalji, mükemmeliyetçi kadınları seviyor… - 18 Mayıs 2026
- 21. Memorial Uluslararası Çocuk Resim Yarışması… - 17 Mayıs 2026
- Bacak boyu eşitsizliği sadece doğuştan mı olur? - 17 Mayıs 2026
Horlama, erkeklerde ve fazla kilolu kişilerde daha sık görülüyor. Yaşla birlikte ilerleyerek daha da ciddileşen horlama tablosu, hastanın kendisinin yanı sıra özellikle eşleri de olumsuz yönde etkiliyor. Onunla aynı yatağı paylaşan partneri kaliteli bir uykudan yoksun kaldığı için çeşitli hastalıkların kapısı aralanabiliyor.
![]()
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Erdal Seren, tedavi edilmeyen horlamanın hem horlayanı, hem de dinleyeni hasta edebileceğinin altını çizdi.
Horlayan felç veya kalp krizi geçirebilir…
Horlama, vücuda oksijen ileten hava yollarının tam olarak açık olmadığını gösteren önemli bir belirtidir. Uyku sırasında gürültülü bir şekilde nefes alma şeklinde tanımlanabilir. Üst solunum yollarındaki kasların gerginliğinin azalması sonucu dilin arkaya kayarak, diğer gevşek dokularla beraber titreşime yol açması; horlama sesinin çıkmasına neden olur. Yumuşak damağın ve küçük dilin normalden uzun olması, büyük bademcik ve geniz eti ya da burundaki darlıklar da horlamayı tetikleyebilir.
Horlama sıklığı yaş ve kilo alımıyla artmaktadır. Neredeyse herkeste ara sıra görülebilen horlama bazı insanlar için ise kronik bir sorundur ve ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Hasta dinlenemeden uyanır, sürekli yorgunluk çeker, sabah baş ağrıları, gece boğulma hissi ile ya da çarpıntıyla uyanabilir. Halsizlik, gece sık tuvalete çıkma, depresyon ve sinirlilik gibi durumlar da diğer horlama belirtileridir. Tedavi edilmezse ilerleyen dönemde uyku apnesi ile birlikte felç, kalp krizi, tip2 diyabet, yüksek tansiyon ve depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine ve uykuda ani ölüme yol açabilir.
Dinleyende stres artar, tansiyon ortaya çıkabilir…
Horlayan kişinin yatak partneri ise uyku hijyeni bozulduğu ve sağlıklı bir uyku çekemediği için yorgunluk yaşar, stres seviyesi artar ve genel yaşam kalitesi azalır, süreç uzar ise tansiyon problemleriyle karşı karşıya kalabilir.