Salgının evliliğinizi vurmaması için sorunları kriz sonrasını erteleyin
- Beyin sisini azaltmak için kendinize bu soruları sormayın… - 29 Nisan 2026
- Sebze ağırlıklı beslenmek Hashimoto tiroidi riskini azaltabilir… - 28 Nisan 2026
- Elde hangi parmakta ki uyuşma, hangi soruna işaret eder? - 28 Nisan 2026
Koronavirüs salgını nedeniyle içinde bulunduğumuz zor günler, ikili ilişkileri de etkiliyor. Kriz zamanlarında şiddet ve boşanmalar artıyor. Uzmanlar açık, net ve sağlıklı iletişimin krizlerde evlilikleri koruduğunu vurguluyor. Krizin neden olduğu sorunlarla baş edebilmek için ”İlişkide var olan sorunların kriz durumunu atlatana kadar gündemden kaldırmalarını” öneriyor.
![]()
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, koronavirüs salgınının yaşandığı böylesi kriz dönemlerinin ikili ilişkilere de yansıdığını ancak sorunlarla baş etmenin mümkün olduğunu söyledi. Demirsoy, çiftlere önerilerde bulundu.
Kriz dönemlerinde şiddet ve boşanmalar artar
Bu tür kriz dönemlerinde toplumun sosyal ve kültürel yapısında değişimler, bozulmalar olduğunu araştırma istatistikleri ortaya koyuyor. Örneğin ekonomik kriz dönemlerinde suç oranında artış, aile içinde geçimsizlik, şiddet ve boşanmaların arttığı görülüyor. Krizle başa çıkamayan bir bireyin işlevsiz olan davranışları kendisiyle sınırlı kalmaz. En başta en yakınındaki kişi olarak eşi, çocukları, ailesi olmak üzere sosyal çevresine de yansımaları olur. Sağlıksız ilişkiler, zaten kendi başına stres ve zorluklar içerdiği için iyi gitmeyen bir evlilik, yeni bir zorlayıcı yaşam olayına karşı dayanıksız olabiliyor. Bu bu nedenle de kriz dönemlerinde boşanmalar artış gösteriyor.
Krize karşı herkes farklı tepki gösterir
Kriz yaratan olaylar karşısında başta bir reddediş, inanma güçlüğü yaşanır. Bu ilk şok tepkisinden sonra, süreç kişiden kişiye farklı duygu ve davranışlarla seyreder. Olağanüstü bu duruma uyum sağlayıp, gerekli olan davranışları sergileyerek yaşantısını devam ettirenler olduğu gibi, bazı kişilerde yoğun korku, kaygı, panik, öfke gibi baş edilemeyen duygulara bağlı olarak kendine ve çevresine zarar verecek davranışlarda görülebilir.
Korkunun paniğe dönüşmesi engellenmeli
Korku, sağlıklı insanı tehlikelerden koruyan bir duygudur ama kontrol edilemeyen bir kaygı insanı işlevsiz hale getirir. Kontrol duygusunu kaybetmemeye çalışmak, var olan tehlikeyle orantılı olan doğru davranışları sergilemek, korkunun paniğe dönüşmesini engellemek gerekir. Kendini zorlayan duygularının farkında olmak, bunları dile getirebilmek önemlidir. Paylaşılan duyguların yükü hafifler, bu nedenle sağlıklı iletişimin olduğu bir evlilik ilişkisi, korku ve kaygıyla daha güçlü bir şekilde baş edebilmeyi sağlar.
Sağlıklı evlilik, en önemli sosyal destek
Sağlıklı bir evlilik-aile ilişkisi, insana zor zamanlarda ihtiyacı olan sosyal desteği sağlar. Eşler arasında açık ve net, sağlıklı bir iletişim ve etkileşim varsa krizin neden olduğu sorunlarla başa çıkabilme kolaylaşır. Buna karşın çatışmalı, gergin bir ilişki, suçlayıcı ve yıkıcı bir iletişim kalıbı varsa, yaşanan güçlük karşısında ihtiyaç duyulan sosyal destek sağlanamayacaktır. Korku, kaygı ve çekincelerini ya da ihtiyaçlarını eleştirilme ve reddedilme kaygısı yaşamadan ifade edebilmeli ve kişi anlaşıldığını, kabul edildiğini hissedebilmelidir. Karşısındakinden neleri bekliyorsa kendisi de eşine bunları hissettirecek davranışlarda bulunması gerekir. Eşler bu dönemde ilişkide var olan sorunları kriz durumunu atlatana kadar gündemden kaldırmalı. Yaşanan somut durumla ilgili iş birliği yapmalı.