Tip 2 Diyabeti Kontrol Altına Almak Mümkün mü?

Tip 2 diyabet tedavisinde yeni bir araştırma, özellikle genç yetişkinler için umut verici sonuçlar ortaya koydu. Düşük kalorili beslenme ve düzenli egzersizin bir arada uygulandığı programla, 45 yaş altındaki tip 2 diyabet hastalarının yüzde 54’ü yalnızca 6 ayda remisyona ulaştı. Standart bakım alan grupta ise bu oran yüzde 4’te kaldı.

Tip 2 diyabet tedavisinde yaşam tarzı değişikliklerinin önemi bir kez daha bilimsel araştırmayla ortaya kondu. Yeni bir klinik çalışma, düşük kalorili beslenme programının yapılandırılmış egzersizle birleştirilmesinin, özellikle genç yaşta tip 2 diyabet tanısı alan kişilerde remisyon ihtimalini önemli ölçüde artırabileceğini gösterdi.

Avrupa Diyabet Çalışmaları Birliğinin (EASD) yıllık toplantısında sunulan ve The Lancet Regional Health – Americas dergisinde yayımlanan araştırmada, yoğun beslenme ve egzersiz programına katılanların yüzde 54’ü 24 hafta sonunda diyabet remisyonuna ulaştı. Standart tıbbi bakım alan grupta ise bu oran yalnızca yüzde 4 oldu.

Araştırmacılar, sonuçların erken yaşta başlayan tip 2 diyabetin tedavisinde yaşam tarzı müdahalelerinin daha fazla önem kazanabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.

Genç yaşta başlayan tip 2 diyabet neden daha riskli?

Tip 2 diyabetin genç yaşlarda ortaya çıkması, hastalığın daha uzun yıllar boyunca vücutta etkili olması anlamına geliyor. Erken başlangıçlı tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri kontrolü daha hızlı bozulabiliyor ve kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere çeşitli komplikasyonlar daha erken yaşlarda gelişebiliyor.

Bu nedenle araştırmacılar, özellikle 45 yaşından önce tip 2 diyabet tanısı alan kişilerde hastalığın seyrini değiştirebilecek tedavi yaklaşımlarına odaklanıyor.

Önceki araştırmalar, çok düşük kalorili beslenme programlarının bazı hastalarda kan şekerini diyabet tanı sınırlarının altına indirebildiğini göstermişti. Yeni çalışmada ise bu programa düzenli aerobik ve direnç egzersizlerinin eklenmesinin sonuçları nasıl değiştirdiği incelendi.

96 hasta üzerinde gerçekleştirildi

İngiltere ve Kanada’daki üç araştırma merkezinde yürütülen klinik çalışmaya, 18-45 yaş arasında, obezitesi ve erken başlangıçlı tip 2 diyabeti bulunan, ancak insülin kullanmayan 96 yetişkin katıldı.

Katılımcılar iki gruba ayrıldı. Bir grup standart tıbbi bakım almaya devam ederken diğer grup 24 haftalık yoğun bir yaşam tarzı programına dahil edildi.

Yoğun programa katılanların ilk 12 hafta boyunca günlük kalori alımı 800-900 kaloriyle sınırlandırıldı. Beslenme programına haftada iki kez gözetimli aerobik ve direnç egzersizi, ayrıca haftada bir bağımsız egzersiz seansı eklendi.

İlk iki haftada öğünler özel olarak hazırlanmış besleyici ürünlerle karşılandı. Sonraki haftalarda ise belirli beslenme hedefleri doğrultusunda normal yiyeceklerin programa dahil edilmesine izin verildi.

İlk 12 haftanın ardından katılımcılar, hızlı kilo vermek yerine elde ettikleri kilo kaybını korumaya yönelik bir beslenme ve egzersiz düzenine geçti.

Diyabet remisyonunda 21 kat fark

Araştırmanın 24 haftalık sonuçları iki grup arasında dikkat çekici bir fark ortaya koydu.

  • Yoğun diyet ve egzersiz programına katılan 50 kişinin 27’si, yani yüzde 54’ü remisyona ulaştı.
  • Standart bakım alan 46 kişinin yalnızca ikisi, yaklaşık yüzde 4’ü remisyon sağladı.

Araştırmacıların istatistiksel değerlendirmelerine göre yoğun yaşam tarzı programına katılanların remisyona ulaşma olasılığı, standart bakım alanlara kıyasla 21 kat daha yüksekti.

Çalışmada remisyon, HbA1c değerinin yüzde 6,5’in altına düşmesi ve kan şekerini düşürücü ilaç kullanılmadan bu seviyenin en az 12 hafta korunması olarak tanımlandı.

Ancak remisyon, diyabetin tamamen ve kalıcı olarak ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Katılımcılar ortalama 8,4 kilo verdi

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de kilo kaybı oldu.

Yoğun beslenme ve egzersiz programını uygulayan katılımcılar, 24 haftada ortalama 8,4 kilogram verdi. Standart bakım alan grupta ise ortalama kilo kaybı 1,2 kilogramla sınırlı kaldı.

İstatistiksel düzeltmeler sonrasında yoğun programın uygulandığı grupta diğer gruba kıyasla ortalama 7,5 kilogram daha fazla kilo kaybı görüldü. Kaybedilen ağırlığın önemli bölümünü yağ kaybı oluşturdu.

Kilo verirken kasları korumak da hedeflendi

Araştırmanın önemli özelliklerinden biri, yalnızca kilo vermeye değil, kilo kaybı sırasında kas kütlesinin korunmasına da odaklanılmasıydı.

Hızlı kilo kaybı sırasında vücut yağının yanı sıra kas kütlesi de azalabiliyor. Araştırmacılar, bu nedenle programa direnç egzersizlerini dahil etti.

Bulgular, yoğun kilo verme döneminde direnç antrenmanlarının kas kütlesinin korunmasına yardımcı olabileceğini gösterdi. Bu yaklaşımın uzun vadeli metabolik sağlık, fiziksel performans ve kas gücü açısından önemli olabileceği değerlendiriliyor.

Yan etkiler de görüldü: Uzman kontrolü önemli

Araştırmada ciddi bir yan etki bildirilmedi. Ancak yoğun diyet programına katılanlarda bazı şikâyetler daha sık görüldü.

Bu gruptaki 50 katılımcının 43’ünde en az bir olumsuz olay yaşanırken, standart bakım grubundaki 46 kişinin altısında benzer durum ortaya çıktı.

En sık bildirilen sorunlar kabızlık, baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk oldu. Bu şikâyetlerin çoğu programın ilk dönemlerinde görüldü ve zamanla düzeldi.

Araştırmanın özellikle dikkat çeken noktalarından biri de yoğun beslenme programının tıbbi gözetim altında uygulanmasıydı. Katılımcıların bazı ilaçları, sağlık durumları değerlendirilerek araştırma ekibinin kontrolünde bırakıldı.

Bu nedenle çalışmada uygulanan günlük 800-900 kalorilik beslenme programının kişilerin kendi başlarına uygulayabilecekleri bir diyet olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Diyabette kalıcı remisyon için daha uzun araştırmalar gerekiyor

Araştırmacılar, düşük kalorili beslenme ile yapılandırılmış egzersizin birlikte uygulanmasının erken başlangıçlı tip 2 diyabette yüksek remisyon oranları sağlayabileceğini belirtiyor.

Bununla birlikte çalışmanın yalnızca 24 hafta sürmesi, elde edilen sonuçların uzun vadede korunup korunamayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Özellikle hastaların normal yaşamlarına döndükten sonra kilo kaybını, kas kütlesini ve diyabet remisyonunu ne kadar süre koruyabildiğinin belirlenmesi için daha uzun süreli araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Araştırma, genç yaşta tip 2 diyabet tanısı alan kişilerde beslenme ve egzersizin birlikte planlanmasının tedavide önemli bir seçenek olabileceğini ortaya koyuyor.

(Visited 19 times, 19 visits today)