Türkiye’nin HIV/AIDS karnesi çok bozuk

Türkiye’de son 10 yılda yeni HIV tanısı alan kişi sayısı 10 kat arttı.

En yüksek 25-34 yaş grubunda görülen hastalık, daha erken yaşlarda da görülmeye başladı.

Araştırmalar, 20-24 yaş grubunda artış eğilimi başladığını,  15-19 yaş grubunda  da minimal düzeyde de olsa  bir artışın ortaya çıktığını gösterdi.

Heteroseksüel bulaşma azalırken,  erkekle seks yapan erkekler arasında bulaşma giderek çoğalıyor ve yeni tanı alan hastalar arasında erkek oranı hızla artıyor.

GSK Türkiye’nin, HIV hakkında farkındalık yaratmak amacıyla 2016 yılında “dokun” temasıyla hayata geçirdiği “Kendin İçin 1 Ara’lık” kampanyası  kapsamında,  HIV alanındaki uzmanlık derneklerinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, HIV ile ilgili güncel bilgiler paylaşıldı.

Açılış konuşmasını yapan GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Selim Giray, 1987 yılından beri kronik bir hastalık olarak devam eden HIV/AIDS’in, halen tüm dünyada sosyal ön yargılar nedeniyle tedavisinde  geç kalınan veya ihmal edilen bir hastalık olma özelliğini koruduğunu vurguladı.

Giray, bu çerçevede ”Kendim için 1 Ara’lık” kampanyası” ile toplumdaki stigmanın aşılması açısından 2 yıldır süren bir çalışmaları olduğunu anlattı.

Türkiye’de tanı almış hasta sayısı 18 bin, ama tahmin edilen çok daha fazla 

Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, AIDS ve CYBH (AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Derneği) üyesi Prof. Dr. Deniz Gökengin, hastalıkla ilgili Türkiye rakamlarını da paylaştı.

”Türkiye’de 1985 yılından  2017 sonuna kadar  tanı almış resmi hasta sayısı 17 bin 884.  Tahminler ise gerçek rakamın daha fazla olduğu ve onların tanılarını bilmediği doğrultusunda. Türkiye yeni tanı sayısında 2010’dan itibaren çok hızlı bir artış eğilimine girdi. Avrupa Hasta Kontrol Merkezi’nin 2005-20014 verilerini,  sadece Orta Avrupa ülkeleri açısından değerlendirdik.  Ve 10 yıl içinde yeni tanıların yüzde 70’inden 3 ülkenin sorumlu olduğu ortaya çıktı. Bunlar yüzde 29 ile Polonya, yüzde 22 ile  Türkiye ve yüzde 20 ile Romanya.

Bulaşma yolları değişti

Epideminin başından beri heteroseksüel bulaşma Türkiye’de ön planda oldu. Ama yıllar içinde dağılıma baktığımızda heteroseksüel bulaşmanın azaldığını,  erkekle seks yapan erkekler arasında bulaşmanın ise giderek çoğaldığını gözlemliyoruz.  Erkek kadın oranı her zaman erkek lehine oldu. Ama giderek erkek sayısı, kadın sayısının çok çok  üzerine çıkmaya başladı. 

Yeni tanı alan sayısı 10  yılda 10 kat arttı

Türkiye’de yeni HIV tanısı alan hasta sayısı 10 yılda 10 kat  arttı.  Yine yeni  tanı alanların yaşlarında da bazı değişiklikler var.  Bu da çok önemli . En yüksek görüldüğü yaş grubu 25-34. Ancak  20-24 yaş grubunda artış eğilimi başladı. Yine bizi çok endişelendiren konu,  15-19 yaş grubunda minimal düzeyde de olsa bir artış eğiliminin ortaya çıkmış olması. Ve maalesef hastaların yarısı ileri evrede iken tanı alıyor. Yüzde 31 ise iyice gecikmiş evrede yani AIDS aşamasına geldiğinde tanı alıyor.”

Dünyada yaklaşık 37 milyon HIV’li  yaşıyor

Marmara Üniversitesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi ve KLİMİK (Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği) HIV/AIDS Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Volkan Korten,  dünyaya ilişkin rakamlar hakkında bilgi verdi.

”Dünya Sağlık Örgütü’nün 2017 yılı sonu verilerine göre, dünyada 36 milyon 900 bin  kişinin HIV ile yaşadığı tahmin ediliyor. Geçen yıl içinde oluşan yeni enfeksiyon ise 1 milyon 800 bin civarında.  Ölümler azalmış olmakla beraber, geçen yıl 940 bin kişi hayatını kaybetti.   Dünyada yeni vakaların durağanlaştığını görüyoruz. Bir yer hariç, o da bizi çok ilgilendiriyor. Dünyada vakaların hızla arttığı yer Rusya, Ukrayna, Belarus ve Orta Asya Cumhuriyetlerinden oluşan Doğu Avrupa ve Asya bölgesi. Çevremizdeki ülkeler, dünyada  salgının hızla artığı ülkeler. Bu bizi kesinlikle etkiliyor. Çünkü  biz bu ülkelerle çok yakın bir ticari ve turistik ilişki içindeyiz.

Erkekle seks yapan erkeklerle ile ticari seks yapanlar taranmalı

Türkiye’de yılda yaklaşık 8 milyon test yapılıyor, Ancak  hedef kitleye test yapılmıyor. Erkekle seks yapan erkekler ve ticari seks yapanlar taranmalı. Devlet  tüberküloza gösterdiği yaklaşımı hiv’e de göstermeli.”

İstanbul’da durum 

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve HIVIST (HIVEND-HIV Enfeksiyonu Derneği Başkanı) Prof. Dr. Fehmi Tabak, İstanbul’a ilişkin bilgiler verdi. 

”Dünya Sağlık Örgütüne göre, tanı alanların yüzde 60’ı tedaviye ulaşmış durumda.  Türkiye’de HIV için testler evlilik, ameliyat veya kan bağışı öncesi yapılıyor.  İstanbul bölgesinde ortalama yüzde 50-60 oranında hastanın tanısı konmuş ve tedavi altına alınmış durumda. Ama geriye kalan yüzde 50 var. Farkında olmayan veya bir şekilde testini yaptırmayan büyük bir grup da var. Bizim bölgemizde 400 kişilik yeni tanı alan grubun yüzde 50’si erkekle seks yapan erkekler.”

Tedavisi var

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu ise tedavi hakkında bilgi verdi. 

”Bu hastalığın tedavisi için  5 ayrı grup ilaç var.  Türkiye’de şu anda 4  grup ilaç mevcut.  İlaçlar devlet tarafından karşılanıyor.  Bu ilaçların yan etkileri eskiye göre çok çok az. Ortalama birinci ayda, taş çatlasın 6’ıncı ayında hastanın kandaki viral mikrop yükleri negatifleşiyor. Böylece başkalarına bulaşma riski azalıyor. Yani virüs baskılanıyor, hücreler normal çalışıyor, bulaşıcılığı ortadan kalkıyor. Kişi hem ölmüyor,  hem de başkasına bulaştırmıyor. Ancak ilacı bıraktığınız anda virüs kanda ortaya çıkıyor. Yani tedavisi ömür boyu. Aksatılmaması ve düzenli kontrole gidilmesi lazım.”

(Visited 358 times, 1 visits today)