Diyetler karşılaştırıldı kilo kaybında fark görülmedi

Yeni bir klinik araştırma, ketojenik, Akdeniz ve bitki ağırlıklı beslenme planlarının kilo verme konusunda benzer sonuçlar sağlayabileceğini ortaya koydu. Ancak araştırmada dikkat çeken fark karaciğer sağlığında görüldü: Keto diyeti uygulayanlarda karaciğer yağındaki azalma yüzde 67’ye ulaştı.

Kilo vermek isteyenlerin en çok merak ettiği sorulardan biri yıllardır aynı: Hangi diyet daha etkili?

Ketojenik diyet, Akdeniz diyeti ve bitki ağırlıklı beslenme üzerine yapılan yeni bir klinik araştırma, bu soruya şaşırtıcı bir yanıt verdi. Çalışmada üç farklı beslenme modelini uygulayan katılımcılar benzer oranda kilo verirken, metabolik sağlık açısından bazı önemli farklılıklar ortaya çıktı.

Washington University School of Medicine araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, özellikle ketojenik beslenmenin karaciğer yağlanması, kan şekeri kontrolü ve insülin düzeyleri açısından daha belirgin sonuçlar verdiği görüldü.

Araştırma, hakemli bilimsel dergi Cell Metabolism‘de yayımlandı.

Üç farklı diyet, benzer kilo kaybı

Araştırmaya obeziteyle birlikte prediyabet ve karaciğer yağlanması bulunan 55 yetişkin katıldı.

Katılımcılar rastgele üç farklı beslenme grubuna ayrıldı:

  • Ketojenik diyet: Düşük karbonhidrat, yüksek yağ
  • Bitki ağırlıklı diyet: Yüksek karbonhidrat, düşük yağ
  • Akdeniz diyeti: Karbonhidrat, yağ ve protein açısından daha dengeli bir beslenme modeli

Katılımcılara beş ay boyunca tüketecekleri yiyeceklerin tamamının sağlanması ve haftalık diyetisyen görüşmeleri yapılması, araştırmacıların beslenme planlarına uyumu yakından takip etmesini sağladı.

Sonuç ise dikkat çekiciydi: Üç grubun tamamındaki katılımcılar başlangıçtaki vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde 10’unu kaybetti.

Ayrıca tüm gruplarda kas hücrelerinin insüline duyarlılığında yaklaşık yüzde 50’lik artış görüldü.

Yani söz konusu kilo kaybı olduğunda üç diyet arasında belirgin bir üstünlük ortaya çıkmadı.

Asıl fark karaciğerde ortaya çıktı

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise karaciğer yağlanması açısından görüldü.

Beş aylık takip sonunda ketojenik diyet uygulayanlarda karaciğer yağ oranı yüzde 67 azaldı.

Akdeniz ve yüksek karbonhidratlı bitki ağırlıklı beslenme gruplarında ise karaciğer yağındaki azalma yaklaşık yüzde 45 oldu.

Araştırmacılar ayrıca keto grubunda karaciğer hücrelerinin insüline duyarlılığının diğer beslenme modellerine kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla arttığını bildirdi.

Bu bulgu, özellikle obeziteyle birlikte karaciğer yağlanması ve insülin direnci bulunan kişiler açısından dikkat çekici.

Kan şekeri kontrolünde de keto öne çıktı

Ketojenik diyetin fark yarattığı bir diğer alan kan şekeri kontrolü oldu.

Araştırmaya göre keto diyeti uygulayanların 24 saatlik kan şekeri düzeyleri başlangıç değerlerine kıyasla yaklaşık yüzde 20 azaldı.

Akdeniz ve yüksek karbonhidratlı beslenme gruplarında ise bu düşüş yaklaşık yüzde 8 seviyesinde kaldı.

Bu sonuçlar, karbonhidrat miktarının azaltılmasının bazı metabolik sonuçlar üzerinde kilo kaybından bağımsız olarak etkili olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

İnsülin seviyesinde yüzde 74’lük düşüş

Araştırmadaki bir başka çarpıcı sonuç günlük insülin düzeylerinde görüldü.

Ketojenik beslenen katılımcılarda günlük insülin seviyeleri yaklaşık yüzde 74 oranında azaldı.

Bu oran:

  • Akdeniz diyetinde: yüzde 44
  • Yüksek karbonhidratlı bitki ağırlıklı diyette: yüzde 27

olarak bildirildi.

Ayrıca ketojenik diyet grubundaki katılımcıların yaklaşık yarısında prediyabetin tersine döndüğü görüldü. Bu oran Akdeniz diyetinde yüzde 29, yüksek karbonhidratlı beslenmede ise yüzde 7 olarak kaydedildi.

Peki en sağlıklı diyet hangisi?

Araştırmanın sonuçları, “Herkes keto yapmalı” şeklinde yorumlanmamalı.

Çünkü çalışmaya katılan kişilerin tamamında obezite, prediyabet ve karaciğer yağlanması gibi metabolik sorunlar bulunuyordu. Dolayısıyla sonuçların metabolik olarak sağlıklı kişilerde veya farklı hasta gruplarında aynı şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağı bilinmiyor.

Üstelik araştırma yalnızca beş ay sürdü. Daha uzun süreli çalışmalar, ketojenik beslenmenin bu avantajlarının devam edip etmediğini ve uzun vadeli sağlık sonuçlarını değerlendirmek açısından önemli olacak.

Araştırmacıların vurguladığı önemli noktalardan biri ise kilo kaybının kendisinin metabolik sağlık açısından güçlü bir fayda sağlaması.

Başka bir ifadeyle, sürdürülebilen bir beslenme planıyla kilo vermek başlı başına önemli bir kazanım olabilir. Ancak yeni araştırma, aynı miktarda kilo kaybının her zaman aynı metabolik sonuçları doğurmayabileceğini gösteriyor.

Karaciğer yağlanması olanlar için dikkat çekici sonuç

Araştırmanın özellikle karaciğer yağlanması bulunan kişiler açısından dikkat çekmesinin nedeni, ketojenik beslenme grubundaki karaciğer yağı azalmasının diğer iki gruba göre daha yüksek olması.

Ancak ketojenik diyetin kişiden kişiye uygunluğu değişebilir. Beslenme modeli seçilirken kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, metabolik özellikleri ve diyetin uzun süre sürdürülebilir olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Araştırmacılar bundan sonraki çalışmalarında kilo kaybının metabolik faydaları nasıl ortaya çıkardığını ve GLP-1 ilaçlarının bu süreçteki rolünü araştırmayı planlıyor.

Kilo vermede beraberlik, metabolik sağlıkta farklılık

Bu çalışma, üç popüler beslenme modelinin kilo kaybı konusunda benzer sonuçlar verebildiğini, ancak metabolik sağlık söz konusu olduğunda aralarında önemli farklar bulunabileceğini ortaya koyuyor.

Özellikle karaciğer yağında yüzde 67’lik azalma, kan şekerinde yüzde 20’lik düşüş ve insülin seviyelerinde yüzde 74’lük gerileme, ketojenik beslenmenin araştırılan özel grupta öne çıkan sonuçları oldu.

Ancak bu bulguların genel nüfusa doğrudan uyarlanabilmesi için daha uzun süreli ve daha geniş araştırmalara ihtiyaç var.

(Visited 51 times, 1 visits today)