Yetişkinlerde DEHB, demans riskini 4 katın üzerinde artırabilir
50 yaş ve üzerindeki 187 binden fazla yetişkinin verilerinin incelendiği araştırma, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile hafif bilişsel bozukluk ve demans riski arasında dikkat çekici bir ilişki ortaya koydu. İlk analizlerde bilişsel bozukluk riski 4,6 kat yüksek bulundu. Araştırmacılar, ilişkinin nedenlerini ve DEHB tedavisinin bu risk üzerindeki etkisini belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), yalnızca çocukluk döneminde görülen bir durum değil. Yaşam boyu devam edebilen bu nörogelişimsel bozukluk, yetişkinlik ve ileri yaşlarda da kişinin yaşamını etkileyebiliyor. Yeni bir araştırma ise yetişkinlerde DEHB ile hafif bilişsel bozukluk ve demans gelişme riski arasında önemli bir ilişki olabileceğini gösteriyor.
ABD’de 50 yaş ve üzerindeki 187 binden fazla yetişkinin verileri incelenerek gerçekleştirilen çalışmada, DEHB tanısı bulunan kişilerde hafif bilişsel bozukluk veya demans gelişme riski, ilk analizlerde DEHB tanısı bulunmayanlara kıyasla 4,6 kat daha yüksek bulundu. Diğer sağlık sorunları ve olası etkileyici faktörler hesaba katıldığında da ilişki devam etti.
Araştırma, 7 Ekim 2026’da JAMA Psychiatry dergisinde yayımlandı.
187 binden fazla yetişkinin verileri incelendi
Pittsburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) “All of Us” araştırma programına kayıtlı 50 yaş ve üzerindeki 187.341 yetişkinin sağlık kayıtları ve genetik verileri değerlendirildi.
Katılımcıların ortalama yaşı 56 olurken, araştırma grubunun yüzde 57’sini kadınlar oluşturdu. Ortalama 10 yıllık takip süresince katılımcıların 3.026’sında DEHB tanısı bulundu.
Takip döneminde DEHB tanısı olan kişilerin yüzde 6,7’sinde hafif bilişsel bozukluk veya demans gelişti. DEHB tanısı olmayan grupta ise bu oran yüzde 3,4 olarak kaydedildi.
Araştırmacılar, yaş ve diğer demografik özelliklerin yanı sıra bazı genetik ve sağlıkla ilişkili faktörleri de dikkate aldı. İlk analizlerde DEHB ile bilişsel bozukluk arasındaki ilişki 4,6 katlık risk artışıyla ilişkilendirildi.
Ancak araştırmacılar, farklı sağlık sorunları ve diğer olası etkenler hesaba katıldığında bu ilişkinin zayıfladığını belirledi. Katılımcıların özelliklerini daha kapsamlı biçimde dengeleyen analizde de DEHB ile hafif bilişsel bozukluk veya demans arasında iki katın üzerinde bir ilişki görüldü.
Bu sonuçlar, DEHB ile ileri yaşlardaki bilişsel sağlık arasında dikkate değer bir bağlantı olabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte, araştırmada gözlenen ilişki, DEHB’nin doğrudan demansa neden olduğunu göstermiyor.
Genetik yatkınlık da riskle ilişkili bulundu
Araştırmada yalnızca klinik DEHB tanıları değil, bu bozukluğa yönelik genetik yatkınlık da incelendi.
DEHB ile ilişkili genetik risk puanı en yüksek yüzde 20’lik grupta bulunan kişilerin, en düşük yüzde 20’lik gruptakilere kıyasla hafif bilişsel bozukluk veya demans geliştirme riski yüzde 35 daha yüksek bulundu.
Bu ilişkinin bazı ek sağlık ve psikiyatrik faktörler hesaba katıldığında da devam etmesi, araştırmacılara göre DEHB ile bilişsel yaşlanma arasındaki bağlantıya ilişkin kanıtları güçlendiriyor.
Bununla birlikte genetik yatkınlık, bir kişinin mutlaka DEHB geliştireceği veya ilerleyen yaşlarda demans yaşayacağı anlamına gelmiyor. Ayrıca genetik analizde kullanılan verilerin ağırlıklı olarak Avrupa kökenli bireylerden elde edilmiş olması, bulguların farklı köken gruplarına genellenmesini sınırlayabilir.
DEHB ve demans birlikte görüldüğünde yaşam kalitesi düşebilir
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de DEHB ile hafif bilişsel bozukluk veya demansın birlikte görüldüğü kişilerde yaşam kalitesiyle ilgili bulgular oldu.
Bilişsel bozukluk geliştiren katılımcılar arasında DEHB tanısı bulunanların, DEHB’si olmayanlara kıyasla daha kötü ruh sağlığına sahip olma, yaşam kalitesini daha düşük değerlendirme ve sosyal yaşamlarından daha az memnuniyet bildirme olasılıkları daha yüksekti.
DEHB tanısı bulunan grupta:
- Daha kötü ruh sağlığı bildirme olasılığı yüzde 69 daha yüksekti.
- Daha düşük yaşam kalitesi bildirme olasılığı yüzde 66 daha yüksekti.
- Sosyal yaşamdan daha az memnuniyet bildirme olasılığı yüzde 139 daha yüksekti.
Araştırmacılar ayrıca bilişsel bozukluk veya demans tanısını izleyen dönemde DEHB’si olan yetişkinlerin sağlık hizmetlerinden daha fazla yararlandığını belirledi. Bu kişilerde poliklinik ziyaret oranı yüzde 34, genel sağlık hizmeti kullanımı ise yüzde 20 daha yüksekti.
Bu bulgular, DEHB’nin ileri yaşlarda bilişsel sağlıkla ilişkili olası etkilerinin yanı sıra ruh sağlığı ve günlük yaşam üzerindeki yükünün de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
DEHB demans riskini neden artırabilir?
DEHB ile demans arasındaki olası bağlantının altında yatan mekanizmalar henüz kesin olarak bilinmiyor. Araştırmacılar birkaç olası açıklama üzerinde duruyor.
Bunlardan biri, DEHB’nin bilişsel rezerv olarak tanımlanan ve beynin yaşlanma veya hastalıkların etkileriyle başa çıkmasına yardımcı olan kapasiteyle ilişkili olabileceği düşüncesi. Bilişsel rezervin daha sınırlı olması, beyindeki değişiklikler ortaya çıktığında kişinin bilişsel belirtilere karşı daha savunmasız hale gelmesiyle ilişkili olabilir.
Bir diğer olasılık ise DEHB’li kişilerin yaşamları boyunca bazı demans risk faktörlerine daha fazla maruz kalabilmesi. Kronik stres, uyku bozuklukları, fiziksel hareketsizlik, kalp ve damar sağlığıyla ilgili sorunlar, yaralanmalar ve madde kullanımı bu olası etkenler arasında sayılıyor.
Ancak bunlar henüz kesinleşmiş açıklamalar değil. DEHB ile bilişsel bozukluk arasındaki ilişkinin hangi biyolojik veya çevresel süreçlerle ortaya çıktığının belirlenmesi için daha fazla araştırma gerekiyor.
DEHB tedavisi demans riskini azaltıyor mu?
Araştırmanın yanıtlayamadığı önemli sorulardan biri de DEHB tedavisinin ilerleyen yaşlarda bilişsel bozukluk veya demans gelişme riskini değiştirip değiştirmediği.
Çalışma, DEHB tedavisinin demansı önlediğini ya da tedavi edilmeyen DEHB’nin mutlaka demansa yol açtığını göstermiyor. Bu nedenle sonuçlar, mevcut tedavilerin bırakılması veya yalnızca demans riskini azaltmak amacıyla yeni bir tedaviye başlanması gerektiği şeklinde yorumlanmamalı.
Araştırmacılar, özellikle ileri yaştaki DEHB’li yetişkinlerin bilişsel sağlıklarının izlenmesinin önemine dikkat çekiyor. Ancak izlemin nasıl yapılması gerektiği ve hangi kişilerin daha yakından değerlendirilmesinin uygun olacağı konusunda daha fazla kanıta ihtiyaç bulunuyor.
Araştırmanın sonuçları nasıl değerlendirilmeli?
Pittsburgh Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Tharick A. Pascoal, bulguların DEHB ile demans arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmadığına dikkat çekti. Buna karşın klinik tanılarla genetik yatkınlık analizlerinin benzer sonuçlar vermesi, iki durum arasındaki ilişkinin daha ayrıntılı incelenmesini gerekli kılıyor.
Araştırmanın bazı sınırlılıkları da bulunuyor. Elektronik sağlık kayıtlarında tanıların eksik veya hatalı kaydedilmiş olabilmesi, ölçülemeyen başka faktörlerin sonuçları etkilemesi ve araştırmaya katılan kişilerin özellikleri, bulguların yorumlanmasında dikkate alınması gereken noktalar arasında yer alıyor.
Uzmanların temel mesajı şu: Yetişkinlerde DEHB ile ileri yaşlardaki bilişsel bozukluk arasında bir ilişki olabilir. Ancak DEHB tanısı bulunan herkesin demans geliştireceği söylenemez. İlişkinin nedenlerini, bireysel riskleri ve tedavinin olası etkilerini açıklığa kavuşturmak için daha uzun süreli ve kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır.