Türkiye 2045 yılında diyabet görülme oranında ilk 10’a girebilir

Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından önemli bir küresel sorun olarak tanımlanan diyabetin tüm dünyadaki görülme oranı giderek artırıyor. Türkiye 2045 yılında diyabet görülme oranında ilk 1o’a girebilir. IDF tarafından yayınlanan güncel veriler, Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 9 milyon diyabet hastası olduğunu ve bu rakamın toplam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine denk geldiğini gösteriyor.

Diyabet ve komplikasyonlarına yönelik geliştirdiği 3 yeni ürünle  tedavi seçeneklerini toplum sağlığıyla buluşturan Türk ilaç sektörü şirketlerinden Sanovel, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde hastalığa ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun (IDF) verilerine göre, dünya nüfusunun 10’da 1’i, yani 20-79 yaş arasındaki yaklaşık 537 milyon yetişkin diyabetle yaşarken, 541 milyon yetişkin de tip 2 diyabet riskiyle karşı karşıya kalıyor. Yaşlanan nüfus, kentleşme ile değişen yaşam tarzları ve diğer kronik hastalıklarla birlikte 2045 yılına kadar diyabetli bireylerin sayısının 784 milyona ulaşması bekleniyor.

IDF tarafından yayınlanan güncel veriler, Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 9 milyon diyabet hastası olduğunu ve bu rakamın toplam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine denk geldiğini gösteriyor.

Türkiye’nin yenilikçi ve lider ilaç şirketlerinden biri olarak ulusal ve uluslararası kılavuzlarda önerilen birçok molekülü Türkiye’de üreterek toplum sağlığıyla buluşturduklarını kaydeden Sanovel Medikal ve Uyum Direktörü Dr. Ali Hakan Akgün, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü özelinde şu açıklamalarda bulundu:

“Diyabet, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve ömür boyu sürebilen bir hastalıktır. Ülkemizde yapılan araştırmalarda, Tip 2 diyabetin prevalansının yüzde 13 olduğu görülürken bu oranın giderek artacağı tahmin ediliyor. Diyabet görülme prevalansı, epidemi, yani salgın oranlarına ulaşmış durumda. Diyabetin toplum sağlığına olan olumsuz etkisinin farkındalığıyla bu alandaki gelişmeleri ve önerilen tedavi moleküllerini yakından takip ediyor, yenilikçi ürünlerimizi tıbbın hizmetine sunmaya devam ediyoruz.

Diyabet ve komplikasyonlarına yönelik ürünlerimizi kapsayan “Sanovel Diyabet” grubumuz bünyesinde geliştirdiğimiz 3 yeni ürünümüzle diyabet hastalarını yenilikçi tedavilerle buluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde diyabet alanındaki portföyümüzü daha da genişletmek üzere Ar-Ge çalışmalarımızı hızlandıracak, hayata geçirdiğimiz farkındalık çalışmalarıyla diyabet hastalarının ve yakınlarının yanlarında olmayı sürdüreceğiz.

Türkiye 2045 yılında diyabet görülme oranında ilk 1o’a girebilir

Dünya Sağlık Örgütü’nün diyabet hastalığına ilişkin 2025 yılı için öngördüğü rakamların 2014 yılında aşıldığına dikkat çeken Dr. Ali Hakan Akgün, “Ülkemizde yayınlanan kılavuzlar ve yapılan araştırmalar Türkiye’de diyabet hastalığının dünyada görülme hızından daha yüksek bir hızla arttığını gösteriyor.

Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans (TÜRDEP) araştırmasına göre, ülkemizde diyabetli hasta sayısı 10 sene içinde 2 katına çıktı. Araştırmada Türkiye’nin 2045 yılında diyabet görülme oranında dünyada ilk 10 ülke arasında yer alacağı belirtiliyor. Genetik yatkınlık, dengesiz ve kötü beslenme ile hareketsiz yaşamın diyabeti tetiklediği ileri sürülüyor. Araştırmanın sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de diyabet alanında daha çok önlem alınmasının ve yeni tedavi seçeneklerinin geliştirilmesinin elzem olduğunu görüyoruz.

Patent başvurularında sektör birincisi olan bir ilaç şirketi olarak Ar-Ge’mizde yeni ürünler geliştirmeye yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Diyabet de bu çalışmalarda en büyük paya sahip alanlardan biri.” ifadelerinde bulundu.

Sanovel, diyabet alanındaki çalışmalarını artırarak sürdürecek

Diyabetin yaşam boyu izlem ve tedavi gerektiren, etkin yönetildiğinde ise normal yaşam kalitesi ve süresinin sağlanabildiği bir hastalık olduğunu hatırlatan Akgün, “Diyabetin
önlenmesi için çaba harcanması, erken tanı konması ve kişiye özel uygun tedavilerin sağlanmasının önemi hayli büyük. Ülkemizde ciddi sağlık sorunu haline gelen ve bireylerin günlük ve uzun vadede yaşamlarını olumsuz etkileyebilen diyabetin önlenmesi, toplumumuzun bilinçlendirilmesi ve tedavilere ulaşım imkânının sağlanması konusundaki desteklerimizi ve çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz” dedi.

“Diyabete yönelik farkındalık çalışmaları yürütüyoruz”

Tüm dünyada diyabet hastalığının tedavisine yönelik çalışmaların hızla sürdüğünü belirten Akgün, “Sanovel olarak diyabetten korunma yöntemlerine yönelik farkındalık çalışmaları yapıyor, çeşitli derneklerle iş birlikleri gerçekleştiriyor, ulusal ve uluslararası sempozyumların yanı sıra kongrelerimizde de bu konuya önemle dikkat çekiyoruz. Diyabet, çok farklı sebeplerle ortaya çıktığı için hastalığın tedavisi sırasında çoklu faktörlerin iyileştirilmesinde zorluklar yaşanıyor. Hastalığın oluşum ve gidişatı konusunda elde edilen yeni veriler ışığında en azından oluşabilecek komplikasyonların azaltılması sayesinde toplum sağlığının çok daha etkin bir şekilde iyileştirilmesi mümkün. Bu noktada diyabetten korunma yöntemleri büyük önem taşıyor. Yarattığımız farkındalıkla diyabetle
sonuçlanabilecek sağlıksız yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi için çaba gösteriyoruz, Amacımız toplumun her kesimine dokunabilmek.” diye belirtti.

“Bir ömür sağlık için yapılması gerekenleri vurguluyoruz”

Türkiye’de diyabete yönelik farkındalık düzeyinin henüz istenilen seviyeye ulaşmadığının altını çizen Akgün, “Ülkemizde yayınlanan bir araştırmada katılımcıların yüzde 97’si diyabetin önemli bir hastalık olduğunu, yüzde 89,3’ü diyabetin önlenebilir olduğunu ifade ederken, yüzde 61,6’sı kendilerini diyabet açısından riskli bulduklarını belirtti. Bu araştırma, katılımcıların büyük bir kısmının bel çevresi ve kilo değerlerinin normalin üzerinde, yarıdan fazlasının orta ve üstü risk grubunda olduğunu ve yaklaşık üçte birinin kendilerini diyabet açısından riskli bulmadığını, yani bireysel risk farkındalığının düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum spor, beslenme ve toplumsal farkındalık açısından yapılacak
bilinçlendirme çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Sanovel olarak bu yönde sürdürdüğümüz çalışmalarda sadece diyabete ilişkin farkındalık yaratmıyor, bir ömür sağlık için yapılması gerekenlerin önemini vurguluyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

(Visited 13 times, 1 visits today)