Koronavirüs, ekolojik dönüşüm için fırsat sunuyor

Reklamlar

”Yaşam dönüşümdür” ilkesini rehber alan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, koronavirüsün, insanlığa yaşattıklarıyla, doğa dostu üretim ve tüketim yöntemlerini benimseyerek, ekolojik yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesi yönünde bir fırsat sunduğunu düşündüğü bildirildi.

”Yaşam dönüşümdür” ilkesini rehber alan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, koronavirüsün, insanlığa yaşattıklarıyla, doğa dostu üretim ve tüketim yöntemlerini benimseyerek, ekolojik yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesi yönünde bir fırsat sunduğunu düşündüğü bildirildi.

Reklamlar

Dernekten yapılan açıklamada, bu salgın elbette geçeceği ama iklim krizi, çevre kirliliği ve doğal varlıklara yönelik tahribatın herkesi tüketimleri azaltmaya ve yaşamı sadeleşme ve dönüşmeye zorlayacağı ifade edilerek, şöyle devam edildi:

Salgının ne kadar devam edeceğini, evlerimizde daha ne kadar kalacağımızı bilmiyoruz. Ancak bugün yaşadıklarımız bize sağlıklı gıdanın ve sağlıklı gıdaya erişimin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. 

Kendi bölgemizdeki üretimlere doğrudan destek olarak ihtiyaçlarımızı çok uzak bölgelerden sağlamak yerine yerelden karşılayabilir, böylece ekolojik ve karbon ayak izimizi azaltabiliriz.

Gıda güvenliği için küçük aile çiftçilerinin önemi anlaşılsa da, artan girdi maliyetleri her geçen yıl daha fazla küçük çiftçinin kentlere göç ederek tüketici olmasına neden oluyor. Oysa tüketici olarak, girdi maliyetlerini azaltan, toprağı, suyu, biyoçeşitliliği ve sağlığımızı gözeten doğa dostu üretim yapan küçük çiftçiyi destekleyen üretim ve pazarlama modellerine destek olabiliriz.

Doğa dostu üreten çiftçilerle doğrudan bağlantı kurarak, onların hazırladığı listelerden sipariş verebiliriz. Mutfak ihtiyacımızın bir bölümünü -çiftçiden edinebileceğimiz yerel tohumlar ya da enstitülerden alabileceğimiz standart tohumlarla- kendi bahçemizde, balkonumuzda ufak çaplı üretim yapabiliriz. Veya komşularımızla kent bostanları oluşturmak üzere yerel yönetimlerin de desteğini alıp -sosyal mesafeyi koruyarak- bir arada üretebiliriz.

Kendiniz yapın

Evde ekmeğini, yoğurdunu, peynirini yapmaya başlayanlar bugünlerde hem gıda alışverişi için dışarıya az çıkmak durumunda kalıyor hem de daha iyi besleniyor. Başlamak için iyi bir fırsat.

Evde kompost yapın

Evde mutfak atıklarınızı değerlendirmenin ve dönüştürmenin tam zamanı. Daha önce vakit bulamadığınız kompost yapma hayalinizi balkonunuzda, site bahçenizin bir köşesinde ya da mahalledeki parkın bir köşesinde gerçekleştirebilirsiniz.  Sosyal mesafeye dikkat ederek, hep birlikte kompost yapmak mümkün.

Temizlerken kirletmeyin

Bu salgın hepimize deterjana gerek olmadığını, su ve sabunun yeterli olduğunu hatırlattı. Kimyasallarla yüklü deterjanların temizlerken bir yandan da sağlığımızı ve çevreyi nasıl kirlettiğinin de farkına varmamız gerekiyor. Astım ve koah gibi hastalıklara neden olan çamaşır suyu yerine sirke ve sabun kullanmak yeterli. Aynı zamanda suyu az kullanmak kadar -doğal döngüsünde kendi kendini yenileyebilmesi için- kimyasallarla kirletmeden kullanmamız gerekiyor.

Enerji kullanımını azaltın

Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunları nedeniyle ölüyor. Türkiye’de ise, her yıl 29 bin kişinin hava kirliliği nedeniyle öldüğü tahmin ediliyor. Tabii bunlar kayıtlara geçenler… Hava kirliliğinin en önemli nedeni ısınma, enerji üretiminde ve ulaşımda salınan fosil yakıtlar. Koronavirüs salgını nedeniyle ulaşımın ciddi ölçüde azalmasının hava kalitesine olumlu yansımaları oldu. 

Bilişimin ayak izini unutmayın

Sosyal medyada gezinirken, WhatsApp’tan mesaj atarken ya da Youtube’da video izlerken de gezegenin kaynaklarını tüketiyoruz. İnternetin enerji ve karbon ayakizi, sivil uçakların toplam ayakizini geçmek üzere. 2015 yılı verilerine göre, internetin 830 milyon ton CO2 açığa çıkardığını ve bu tüketimin yaklaşık 80 nükleer santralin gücüne eşit olduğunu göz önüne aldığımızda, günümüzde kat be kat artan tüketimin devasa boyutlarda bir enerjiye denk geldiğini söyleyebiliriz.

Koruyucu sağlık

Koronavirüs salgını sağlığa bakışımızı da değiştirdi. Bedenimizin bir bütün olduğu, bağışıklık sistemimizin önemi ve beslenmenin bağışıklık sistemimiz üzerindeki etkisini bir kez daha kavradık. Sağlık sistemi sadece hastalıklarla ve hastalarla değil, insanları ve hayvanları sağlıklı tutmakla ilgili düzenlemelere ihtiyaç duyarken, her birimiz birey olarak ”yediklerimiz bizi doyuruyor mu yoksa besliyor mu”, ”hava kirliliğinin sağlığımıza etkileri ne”, ”iklim değişikliğinin sağlığımla ne ilgisi var” gibi soruların yanıtlarını arayarak, koruyucu sağlık konusunda adımlar atabiliriz.

Daha büyük krizlere hazır olmak

Koronavirüs salgını hızlandırılmış sorunlarla yüzleşmemizi sağlayarak, hepimize hayatımızı değiştirmemiz, kendi sağlığımızı, yaşam kalitemizi ve gezegenin sağlığını iyileştirmek için bir fırsat sunuyor. Bu fırsatı değerlendirmezsek başka virüslerle birlikte iklim değişikliği ve çevre kirliliğinin yarattığı sorunlar kapımızda bekliyor.

Koronavirüsün neden olduğu sıkıntıların kökeninde, sağlık sisteminden yerleşim anlayışına, endüstriyel büyük çaplı hayvansal ve tarımsal üretimden tüketim kültürüne kadar, hakim düşünce ve davranış kalıpları yatıyor.”

(Visited 10 times, 1 visits today)